H3N2 Virüsü nedir? hastalığın belirtileri nedir?

Son zamanlarda birçok insanı etkileyen H3N2 virüsü hakkında açıklama yapan Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof.
Bu haber 2014-01-08 10:34:36 eklenmiş ve 156 kez görüntülenmiştir.
Son zamanlarda birçok insanı etkileyen H3N2 virüsü hakkında açıklama yapan Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, mevsimsel etki de dikkate alındığında grip aktivitesinin çok arttığını, bunun beklenen bir durum olduğunu belirtti. gripsalgın   Ancak insanların grip olmamak için çeşitli önlemler alması gerektiğini belirten Ceyhan, şunları kaydetti: ''Bu sene önceki senelere göre farklılık şu; grip aktivitesini geçen seneye göre iki hafta önce görüyoruz. Her yıl böyle bir dönemde artış görülüyor. Bu yıllardır gribe yakalandığımız bir virüs, geçen sene iki hafta sonra bunu görmüştük. Bu yeni bir virüs olmadığı için bir salgın beklemiyoruz. Nüfusun yüzde 2'si enfekte olduysa, aşılama oranının da yüzde 4 civarında olduğunu düşünürsek, daha önceki yıllardan bağışıklık da dikkate alındığında nüfusun yüzde 80-90'ı gribe duyarlı. Bu seneki grip aşısının içinde H3N2 virüsüne karşı koruyan antijen var. İnsanlar, şu anda aşı olurlarsa 6 ay boyunca bundan kurtulabilirler.''   ''GRİBİN ŞAKASI YOK, KÜÇÜMSENECEK BİR HASTALIK DEĞİL''   Gripten dünyada her yıl 500 bin kişinin öldüğünün hesaplandığını anlatan Ceyhan, ''Her şeyden önce yüzde 3 ölüm riski olan bir hastalık. En çok insanlar neden ölmüştür diye sorarsanız, tartışmasız grip denilebilir. 1918-1920 yıllarında görülen meşhur İspanyol gribi sırasında 150 milyon insan ölmüş, arkasından iki büyük daha salgın olmuş. Asya gribi, Hong Kong gribi, birinde 3,5 milyon diğerinde 1,5 milyon insan ölmüştür'' şeklinde konuştu.   Gribin tehlikeli bir hastalık olması nedeniyle aşısının da bulunduğunu belirten Ceyhan, kalp, akciğer, böbrek yetmezliği gibi kronik hastalığı olanların, şeker hastalarının, 65 yaş üzerindeki yetişkinlerin, kreş ya da okula giden küçük çocukların, risk grubunda olanların, sağlık çalışanlarının grip aşısı yaptırabileceğini söyledi. ÖPÜŞÜP TOKALAŞMAKTAN VAZGEÇİN   Grip olan insanların halk arasına çıkmaması gerektiğini vurgulayan Ceyhan, hasta olduğu bilinen insanlardan da uzak durulması gerektiğini bildirdi. Gripten korunmak için el yıkamanın önemini vurgulayan Ceyhan, ''Hastalıklardan korunmak için avuçlarımızı, parmaklarımızı ve parmak aralarını, tırnaklarımızın içlerini temizleyecek şekilde ellerimizi sabunla yıkamalıyız'' dedi. Artık Türk insanının öpüşme, sarılma, tokalaşma alışkanlığından vazgeçmesi gerektiğini ifade eden Ceyhan, öpüşmenin, tokalaşmanın sadece grip değil, menenjit, zatürre, tüberküloz, su çiçeği gibi bir çok solunum yolu ile bulaşan hastalığa davetiye çıkardığını ifade etti. Ceyhan, şöyle devam etti: ''Grip dönemlerinde sadece selamlaşmayı öğrenmemiz lazım. Mikroplar en çok elle taşınır, birinin elini çok zorunlu değilsek sıkmayalım, her gördüğümüzü sarılıp öpmeyelim. Öksürürken, aksırırken ağzı kapatma alışkanlığını kazanmamız lazım. Bunun dışında para üzerinde bir sürü bakteri barındırır. İnsanlar hasta oluyor, o paraya dokunuyor ve bu para elden ele dolaşıyor, parayla dokunduğumuz zaman el temizliğine dikkat etmemiz lazım. Eğer dışarıdaysak alkollü bir el dezenfektanı ile elimizi mutlaka temizlemeliyiz.'' VİRÜS SÜREKLİ ŞEKİL DEĞİŞTİRİYOR   Gripte tek çeşit virüs olmadığını, virüslerin her yıl şekil değiştirdiğini ve yeni antijen yapısıyla ortaya çıktığını, bu nedenle her yıl aşının içeriğinin yenilendiğini bildiren Ceyhan, Dünya Sağlık Örgütünün, bütün dünyadan örnek toplayarak, her yıl sık görülen ve en önemli 3 virüsü belirlediğini, bütün firmalara o yıl için belirlenen bu virüslere karşı aşı yapılması çağrısında bulunduğunu, onun dışında zaten aşı üretilip satılmadığını kaydetti.   Virüsündan korunma yolları nelerdir? Şu sıralar salgın olan H3N2 Virüsü hakkında öneriler...   H3N2 virüsü olarak belirlenen grip hastalığını yenmek için bitki çaylarından faydalanın.   Çok sayıda insanı yataklara düşürüp ateş ve halsizliğe neden olan H3N2 virüsü mevsimsel grip hastalığı olarak biliniyor. Virüs, girdiği vücudu mikroplara karşı savunmasız halde bırakıyor. Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, antibiyotik kullanmadan H3N2 virüsünü yenmek için adaçayı, ıhlamur, zencefil, karabiber ve karanfil çaylarının tüketilmesinin yararlı olacağını belirtiyor.   Hastanelerin dolup taşmasına neden olan H3N2 virüsüne karşı bitkilerin gücünden faydalanılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Erdem Yeşilada, “Doğal 5 savaşçı yardımıyla H3N2 virüsünü yenebilirsiniz. ” diyor.   Ihlamur Grip denilince ilk olarak aklımıza gelen bitkilerden biri de “ıhlamur” dur. Yapılan çalışmalarda ıhlamur içerisindeki bileşenlerden bazılarının (flavonoit) iltihap giderici ve ağrı kesici etki gösterirken, bazı bileşenlerin (müsilaj) de boğazı yumuşatması neticesi boğazda tahrişi önlediği ve bu suretle soğuk algınlığı şikayetlerinin hafifletilmesinde tedaviye yardımcı olduğu görülmüştür.   Adaçayı Ağız ve boğaz iltihaplarında etkili olduğu bilinen bir başka bitki ise “adaçayı”dır. Özellikle bitkinin içerdiği uçucu bileşenlerin ağız ve boğaz iltihaplarında (farenjit, jinjivit gibi) yararlı olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla çay şeklinde (kesinlikle kaynatılmadan) adaçayı ile hazırlanan gargaranın bu amaçla kullanılması önerilmektedir.   Zencefil Soğuk algınlığı ve gribin önlenmesi ve tedavisinde yararlı olacak bu iki bitkinin yanı sıra zencefil rizomlarının yararları, beklenen etkinin desteklenmesi bakımından önemlidir. Bilimsel çalışmalar zencefil içerisindeki bazı bileşenlerin (gingerol, şogaol) kuvvetli iltihap giderici etkisi bulunduğunu ortaya koymaktadır.   Karanfil İçerisinde bulunan uçucu özellikteki öjenol, ağız ve boğaz mukozası yangılarında yangı giderici; bakteri, mikromantar veya virüslerin yol açtığı ağız ve boğaz enfeksiyonlarında antiseptik olarak ve ağrı hissini hafifletici etkisi söz konusudur. Bu nedenle, özellikle öjenol taşıyan Seylan tarçını kabuğu ile birlikte mikroorganizmalar üzerinde etkisi nedeniyle soğuk algınlığında çay olarak içilmesi ya da yoğun derişimli çayının (%5-10) gargara olarak uygulanması yararlıdır. Yapılan bilimsel çalışmalarda uçucu yağının antibiyotiklerin etkinliğini artırdığı gösterilmiştir.   Karabiber Top ve toz formlarındaki karabiber meyveleri ile hazırlanan çayın gargara şeklinde boğaz enfeksiyonlarında yararlı olduğu bilinmektedir. Bilhassa boğazda soğuk algınlığı belirtilerinin ilk hissedildiği süreçte uygulanması durumunda daha etkili olabilmektedir. Ayrıca yürütülen çalışmalarda bağışıklık sistemini düzenleyici, yangıyı ve spazmları giderici, kanserleşmeyi önleyici etkileri bildirilmektedir. Karabiber meyvesinin bileşenlerinden biri olan piperinin biyolojik etkileri son yıllarda dikkat çekmektedir.
ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
A Haber
© Copyright 2013 AHaber. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Meryem Üzerli
Evim Şahene
SPOR
SİYASET
Yossi Kohen
EĞİTİM
DÜNYA
Ecem Özkaya
Liposhot
Ekin Koç